Bir sayfacıbaşının gözünden, görsel-işitsel-düşünsel ve de geyiksel meselelerin gayri ciddi mütaalâlarını ihtiva eder.
28 Şubat 2006
Sütaş Mûsikî Cemiyeti
Sevgili Seyir Defteri,
Geçen gün arkadaşlarımdan Alper bir elektronik ileti göndermiş. Diyor ki, geçen günlerde Ankara'ya gelmiş (kendisi Kayseri'de öğrenimini sürdürmekte). Bir grup saz arkadaşıyla stüdyoya girip demo kaydı yaptıklarından bahsetti (kendisi bu grubun üyesi manasında değil, onlara refakat ettiği manasında "birlikte", ayrıca kayıtta çaldığı manasında değil, sadece orada bulunduğu manasında). Ben de yaklaşık dört senelik gitar çalma çalışmalarımın yanında bir kere bile stüdyoya girmişliğim olmadığından merakımın en yüksek seviyeye çıkmasıyla aklımdan geçen düşünceleri kontrol edemez oldum. Alper'in elektronik iletisine hemen cevap gönderdim. Bir daha böyle stüdyoya kayda filan gelirse beni de çağırmasını, bu meseleyi benim de merak ettiğimi gayet net bir biçimde ifade ettim. Devam eden iletişimimiz içerisinde Alper'in stüdyo kaydına gelen arkadaşlarından birinin iki senelik gitarcı olduğunu duyunca tüylerimin ürperdiğini hissettim. Gitar konusunda sahip olduğum râsih fikirlerimin de sarsıldığını teessürle belirtmek istiyorum.
"...ulan sen gel dört sene gitarla mitarla uğraş, sonra da iki senelik çömezler demo kaydetsin, üstelik o demoları dinle ve beğen olacak iş mi bu!..."
"Anladım ki bu arkadaşlardaki azim, gayret ve tecessüs benimkini çoktan geçmişti. İnkişaf etmiş adamlar işte... Çalmayı öğrenmişler, şarkıyı yazmışlar, söylemişler, kaydetmişler, bir de üstüne gayet güzel bir şekilde mp3 yaparak www.mp3nerede.com adresine yükleyip, herkesin dinlemesi için halka davet çıkarmışlar. Helal olsun. Yarın ünlü de olurlarsa şaşırmam...." kabilinden düşünceler beni tümüyle sarıp sarmalamışken, küçük bir araştırma sonucu grubun taaa 2001 yılında kurulduğunu öğrendim.
Eskiden beridir sinemaya bir merakım vardı lakin bu merak, bilinen bazı bir takım üç beş popüler kültürün empoze ettiği filmden öteye geçmezdi. Ta ki can dostum güzel insan Selçuk "Fight Club'ı izledin mi" sorularını sormaya başlayıncaya kadar...
Selçuk'un bu misillemesini Ömer'in film koleksiyonu takip etti. Bu kadar misillemeye dayanamazdım. Önce Memento, American History X, Training Day, Donnie Brasco ardından Baba serisi, Deer Hunter, Big Lebowski, Resevoir Dogs geldi. Ömer dedi ki:"sinemafanatik.com diye bir site var, oraya girip yorumlarını yazsana". O günden beri sinemafanatik.com forumuna üyeyim ve internete her girişimde öyle bir bakıyorum, arada bir bişeyler yazıyorum, karalıyorum. Size de tavsiye ederim. Bağlantısını da defterimizin sol alt köşesine ekledim. Artık girip birşeyler karalarsınız herhalde...
Düşünüyorum da, buraya da mı izlediğim filmler hakkında düşüncelerimi yazsam. Aman kim uğraşacak diye gelen seslere kulak asmayıp neden olmasın şıkkına geçiyorum.
Yine de herşeyin sorumlusu onlar... Selçuk ve Ömer... Niye yaptınız lan bunu bana niye?!... Eserinizi görün film manyağı bir adam olup çıktım işte...
Uzun zaman önceydi ben bu seyir defterini yazmaya başlayalı. Alışılageldik bir biçimde düzenli olarak internete girebilen her Türk evladı bu tür meseleleri kolaylıkla halledebiliyor olmasının rağmında, ben nisyan ve atalet kavramlarını içselleştirdiğim ölçüde bu meseleyi(tüm meselelerde olduğu gibi) halletmekte çok bariz ve net sorunlar yaşadım ve yaşıyorum. Özellikle adını verdiğim seyir defterimin adresinin faysallarla hiç bir ilgi ve alaka taşımaması en başta gelen hatalarımdan biridir. Olur ki bir gün kolaylıkla bu defteri yenileyebilir hale gelirsem, ne yazacağıma bile tam olarak karar verememiş olmanın üzüntüsünü iliklerime kadar hissediyorum. Ne diyor Şebnem Ferah: "Artık kısa cümleler kuruyorum". Ben de artık kısa cümleler kurmak istiyorum.