Bir sayfacıbaşının gözünden, görsel-işitsel-düşünsel ve de geyiksel meselelerin gayri ciddi mütaalâlarını ihtiva eder.
27 Mayıs 2006
Sevgili Günlük
La argadaaaş, bu adam nasıl bööle günlük neyim yazar gibin interinet sayfaları yazıp yazıp yayınlayabiliyo şaşırıp kalıyom yani... bize de bu işin sırrını deyiverse de biz de interinette günlük neyim yazabilsek keşke öyle deel mi?
Artık "Sevgili Günlük..." diye başlayan yazıların tutulduğu günlükler eskide kaldı, ama hâlâ internette blog adıyla internet günlüklerini görebiliyoruz. Zaten şu anda okuduğunuz satırlar da bir blog sonucu... Eh artık siz de bir günlük alın, sizin başkalarından neyiniz eksik... İnternet sitesi yapamıyorsanız günlük tutun o zaman. Nasıl mı? gidin Blogger'a, deyin işte efendim ben de böyle böyle bir günlük tutmak, tanıdık, akraba, eş-dosta göstermek istiyorum, o da size yardımcı olsun.
Bedava yasıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava; Otomobillerin dışı, Sinemaların kapısı, Camekanlar bedava; Peynir ekmek değil ama Acı su bedava; Kelle fiyatına hürriyet, Esirlik bedava; Bedava yasıyoruz, bedava.
Orhan Veli Kanık
İsteriz ki herşey bedava olsun. Bu iş heryerde böyledir bizim için. "Bedava mezar bulsa girecek" sözünü hatırlayalım mesela... Beleş yazıp arayın gogılda tonlarda site bedavadır...
Ama benim gözüme asıl takılan yıllardan beri arada bir işim düştüğünde gözgezdirdiğim TheFreeSite. Her zaman beleşe mi getirmek istiyorsunuz işlerinizi?.. Bir deneyin, gezin görün... Beğenirseniz ne âlâ...
Soru sormak zor tabi... Hele bir de bildiğini sanıyorsa insan, o zaman hiç sormaz... Zaten sorup ne yapacaksın canım, kahve köşelerinde dünyayı kurtarmak eskiden pek modaydı... Peki neden? Çünkü biz Türklerin anlamadığı mesele, bilmediği nane yoktur. Herşeyi biliriz de, mesele fiile gelince biraz (!) durakalırız. Tabi o kadar kusur kadı kızında da olur.
Aynı şey dini meselelerde de geçerli değil mi? "Yoldan geçen birine sorsan, nasıl namaz kılınır diye, şakır şakır anlatır ama kılıyor musun diye sormayın sakın..." demişti biri... Ben bundan bile pek emin değilim artık. Gerçekten yoldan geçene namaz nasıl kılınır diye sorduğunuzda cevap veremiyor mu? Ama sorup öğrenmez de değil mi? E zor tabii... Ne demişler: Bilmez ki sorsun,sorsa bilirdi... Sormaz ki bilsin, bilse sorardı.
Abi böyle maltilenguiç havasındayım, ingilizce bitti bi de ispanyolcaya mı başlasam?
Eh, madem İngilizcenizin iyi olduğuna kânî oldunuz, sıra başka dillere geldi, o zaman önce yeni bir sözlük almalı. Ne, onlara verecek paranız da mı yok? E olsun internet var... Zaten İngilizceniz varsa ikinci bir dil öğrenmenize hiç lüzum yok, çünkü Babelfish var. Siz yazın İngilizcesini, o çevirsin Almanca'ya, İspanyolca'ya, İtalyanca'ya, Fransızca'ya, Portekizce'ye, Yunanca'ya, Rusça'ya, ve yetmedi Korece'ye, Japonca'ya hatta Çince'ye...
Eh madem böyle bir bedava çevirmenim var, ne diye yıllarımı dil öğrenmeye vereyim!... Söyle bakalım Babelfish, vat iz dı miining ov layf, and haylayf-çizi?