Hayattan saklanmak var
Hayattan bunalıp sıkıldıysanız, ama hayat sizden bıkmadıysa, saklanın hayattan!



Kaynak: strange-worlds.blogspot.com
Bir sayfacıbaşının gözünden, görsel-işitsel-düşünsel
ve de geyiksel meselelerin gayri ciddi mütaalâlarını ihtiva eder.
Hayattan bunalıp sıkıldıysanız, ama hayat sizden bıkmadıysa, saklanın hayattan!




Dince pis olan nesne az suya veya az sıvı maddeye karıştığı zaman su ve sıvı pis olur; içilmez ve onunla dînî temizlik yapılmaz. Çok suya pislik karıştığı zaman ise suyun rengi, tadı ve kokusundan biri, katışan pislik belli olacak şekilde değişmedikçe su pis olmaz. Çok su Hanefîlere göre yeri köşeli ise yüzeyi 10x10 arşın, yuvarlak ise 36 arşın, derinliği ise bir karışa yakın yerdeki sudur. Arşın yaklaşık iki karıştır. Şâfiîlere göre iki kulledir (büyücek küp, iki kule su, yaklaşık 200 kg. sudur), İmam Malik'e göre ise az su, içine düşen pisliğin rengi, tadı veya kokusu belli olan sudur, belli olmayan su ise çok su sayılır. Buradaki ölçülere göre çok sayılan suya mesela sidik veya şarap karışsa o su pis olmaz, onunla abdest alınır ve o su –sağlığa zararı yoksa– içilebilir (İbn Âbidîn, 1984 Kahraman yayınları, C.I, s. 185,188).Bu yazı o kadar önemli olmadığına göre kaynağı, yani burası da çok mühim değil, adresi zikretmeye bile lüzun görmüyorum.
Dinde hüküm yukarıda yazıldığı gibidir. Bir sıvının içine alkol karışınca hemen “bu sıvı haramdır” denemez, haram olmasına hükmetmek için yukarıda açıklanan şartların gerçekleşmesi gerekir.
Gazlı içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı/su, müctehidlerin birçoğuna göre “çok”tur. Buna göre gazlı bir içeceği elinize aldığınızda koklayınca alkol kokmuyorsa, tadınca alkol tadı vermiyorsa, bakınca alkol rengini almamış ise, o içecek temizdir, helaldir.
“Çoğu sarhoş eden içeceğin azı da haramdır” kuralına göre de baktığımızda, piyasadaki gazoz ve kolaların içilebilecek çok miktarı sarhoş etmediğine göre bu bakımdan da bir sakıncası yoktur.
Gazlı içeceklerin içilmesi konusunda bir de “sağlığa tesiri” ile Müslümanların servetlerinin yabancılara –bazen de Müslümanların düşmanlarına– akması açısından bakmak gerekir. Bu bakımlardan bir sakınca varsa ilgili içecekten uzak durmak kaçınılmazdır.



Nerden bulaştım bu metodof momınts (Method of Moments) işine bilmem ki!
integral denklemler olarak formüle edilen doğrusal kısmi türevli integrallerin çözümünün numerik hesaplama metoduGogıl'da böyle şeyleri bulmak pek mümkün değil. Yazıp arıyoruz, karşımıza paso üniversite ders içerikleri geliyor. Yani böyle konularda yazılmış eserimiz yok. İngilizcelere bakalım desek, bir yere kadar bizi götürse de, herkesin İngilizcesi iyi değil yani...
Evet, bu espriyi herkes biliyor, bir yerlerden mutlaka okumuştur. O bakımdan Da Vinci Şifresi filmine başlık ancak bu olabilirdi diye düşünüyorum.Allah sizi ve beni inandırsın, bi' site buldum, şahane! Yabancılar için, Türkiye'den bahsediyor ama asıl değinmek istediğim nokta kılipler (klip). Daha önce Klip Sitesi diye Yuutüp(Youtube)'den bahsetmiştim, ama bu başka bir türlü:
Yıllar önce Necip Fazıl'ın başından geçtiğini duyduğum bir hikayeyle meseleye girmek istiyorum.

Neresinden baksam, içimden gülmek geliyor. Tam bir Şov tivi haberi! yo hayır, Flaş tivi daha yerinde bir benzetme olacaktır. Aslının olmadığına adım gibi eminim ama, mesele haberin gerçekliği değil.Geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı çocuklar için bir namaz kitabı çıkardı; fakat bu kitap hiç de rastladığımız türden değil.
Diyanet İşleri Başkanı yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Çocuklarımızın ilgisini çekecek bir namaz kitabı düşünüyorduk. Bunun için sevilen bir çizgi kahraman olan Örümcek-Adam’ı kullanma fikri bize uygun geldi. Biliyorsunuz ‘Örümcek’, mağaranın girişine ağ örerek müşriklerin girmesine engel olduğu için İslam dünyasında ayrı bir yeri vardır.”
Kitabın içerdiği temel dini bilgilerin yanı sıra sonuna da bir Örümcek-Adam macerası eklenmiş. Fakat bu çizgi romanda bildiğimiz Örümcek-Adam`la karşılaşacaklarını uman küçükler hayal kırıklığına uğrayacaklar, çünkü burada namazı kaçırmak üzereyken örümcek hisleri zil çalan, suçlularla savaştıktan sonra dini sohbete giden bir Örümcek-Adam profili çizilmiş. Kitabın sonunda Örümcek-Adam`ın kendisine özenen çocuğa söylediği söz ise kitabın genel düşüncesini özetliyor: “En büyük süper kahramanlık kişinin kendi ahiretini kurtarmasıdır.”
Kitaba tepkiler büyüyor
Kitaba ilk tepki yurtdışından geldi. Amerika`da öfkeli bir grup Spider-Man fanatiği, Marvel Comics binasının önüne siyah Örümcek-Adam kostümü bıraktıktan sonra kitap aleyhinde sloganlar atmaya başladılar. Bu eylem üzerine bir yetkilinin: “Bu olay paralel evrenlerin yalnızca bir tanesinde geçiyor. Bunların sonsuz sayıda olduğu göz önüne alındığında bu kadar büyütülmesi anlamsız.” açıklamasında bulunması öfkeli kalabalığı sakinleştirmeye yetmedi.
Ülkemizde de İslamcı kesimden bir grup, Örümcek-Adam'ın giydiği kostüm nedeniyle alnının yere temas etmediği için kıldığı namazın kabul olmayacağını savunurken bir kısım da suçlularla sürekli savaşıp yaralanan bir süper kahramanın Şafi mezhebinden olmasının daha uygun olacağını öne sürdü. Dakik gazetesinden bir köşe yazarı ise: “Piyasada tonlarca süper kahraman dururken Örümcek-Adam’ın seçilmesi bütünüyle yanlış. Böyle yaparak bizlere örümcek kafalı diyenlere malzeme çıkarıyorsunuz. Aferin.” eleştirisinde bulunmuştu.
Malum, Ramazan bayramını bir kaç gün önce kutladık. Uzun yollar gittim memlekete doğru, ve memlekette de bilgisayardan uzak kaldım. Bana terapi gibi geldi. Paso internet başında o site senin bu site benim sörf yapmaktan, yaşadığımı unutmuştum nerdeyse...
Son bulduğum fare muhabbeti üzerine bildirgeç diye bir sitede linkimiz çıkmış, dünyaya açılıyoruz hani, hey be! Daha ne zihni sinirlerimiz var ama neyse... bildirgec.org enteresan şeyleri yayınlıyor sanırım, o bakımdan bu fare muhabbeti de enteresan göründü ki yayınlanmış. Gidip gezip görmek lazım tabi, böyle link vermeyle iş bitmiyor... Gidelim, gezelim görelim, neymiş bu bildirgeç anlayalım...
Bugün de, hüzün dolu bir bağlantı verelim de, geyikten uzak, biraz düşünerek biraz okuyarak vakit geçirelim...
O kadar yıldır, Mikrosoft'un bizelere sunduğu nimetlerden yararlandık, pek çoğuna para bile vermedik. Bedavadan (korsan diyorlar şimdilerde) internet sitelerini izledik durduk. Ama artık korsanla mücadele diye bir şey uydurdular, yok efendim yazılımımıza para ödememiz gerekiyormuş da, lisanssız ürün kullanmak yasakmış da, gibi düşünceler girenler çok...
